Sizin dua ikliminiz... Türkçe-Arapça binlerce dua
Dualarım

Gıybet ve Tenkitten Sakınmak

Kardeşlerini çok tenkit eden; "Bunlar iş yapamıyor, iş beceremiyor, yanlış iş yapıyorlar." deyip sürekli onların yanlışlıklarını nazara veren birinin, çok yakın bir gelecekte kendi yanlışlıkları altında kalıp ezileceğinden endişe ediyorum. Hatta –hafizanallah– herkesi tenkit ediyor, herkeste kusur arıyorsa, bir gün dalalete yuvarlanacağı endişesini taşıyorum.

Ve bu endişeyi bugüne kadar küçük müşahedelerimden ötürü yeneceğim, aşabileceğim herhangi bir ciddi sebep de görmedim. Kanaatim devam ediyor. Kendini tenkite vermiş, tenkite kilitlenmiş insanların sûi akıbetinden endişe ettiğimi tekrar ediyorum. Hafizanallah, küfre ve dalalete düşeceklerinden endişe ediyorum demektir bu.

Bu açıdan arkadaşlarımız ağızlarını kirletmemelidirler. Ağızın kirlenmesi biraz kalbin kirliliğinden olur. Fesâd-ı kalb olmazsa, fesâd-ı lisân olmaz. İçi bozuk olanlardır ki dilleri sürekli tenkitte ve gıybettedir.

“Benim kalbim temizdir, hizmet mülahazası, hizmet maslahatı falan…” demelerine kimse inanmaz. Kalp temizliği, temiz kelime üretir, temiz düşünce üretir. Yapıcı, alternatif, olumlu düşünceler üretelim. Ve düşüncelerimizi toplum içinde meşveret meclislerine ortaya koyalım.

Usûlüne uygun münazara yapalım. Adamına uygun bir şekilde onların müdafaasını yapalım. Sözümüz hüsn-ü kabul görmediği zaman, bir başka zamanda, yeniden onu değişik bir üslupla anlatalım. Kur'ân'ın “ tasrîf ” dediği üslupla anlatalım. Ve fakat gıybet etmeyelim , tenkit etmeyelim .

Bu, hizmetimizin binini bereketini alır götürür. Bir yerde tenkit varsa, Cebrâil (a.s.) bile olsa, tenkit etmez, gıybet etmez. Ama siz Cebrâil kadar aktiviteniz olsa, hayata mazhar olsanız, o kadar çalışsanız, o kadar samimi olsanız, o kadar ihlâslı olsanız –bir şey söyleyeceğim size, az yemin ederim fakat yemin edeceğim– vallahi, billahi, tallahi oradaki hizmetinize kat'iyen bereket bulamazsınız.

Hizmetiniz, Cebrâil'le, Mikâil'le, İsrâfil'le, Azrâil'le temsil edilse bile... Eğer bunlar birbirlerini tenkit ediyorlarsa –muhal farz– birbirlerini gıybet ediyorlarsa, bu hizmetin binini bereketini göremezsiniz. Az gidersiniz, üz gidersiniz, dere tepe düz gidersiniz ama çuvaldız boyu yol alamazsınız.

Ben arkadaşlardan rica ediyorum, istirham ediyorum: Gıybet ve tenkiti küfür saysınlar! Ellerini, ayaklarını öpeyim; şu bembeyaz olmuş saçlarımla başımı kaldırım taşı gibi ayaklarının altına koyayım.

Allah rızası için , Resûlullah'ın hatırı için , Hazreti Üstad'ın hatırı için , uğruna hizmete giden, giderken ölen şehitlerimizin hatırı için , Allah aşkına birbirlerini tenkit etmesinler!

Biraz daha sabredeceğim, biraz daha dişimi sıkıp dayanacağım. Ama bir gün ellerimi açıp, hâlâ tenkit etmeye devam edenlere şöyle diyeceğimden korkuyorum, endişe ediyorum: "Allah'ım, şimdiye kadar sadece düşmanları sana havale ediyordum. Düşmanca duygularla hizmetin üzerine giden bu arkadaşlarımı da sana havale ediyorum."

Yalvarıyorum size, Allah aşkına: Hizmetin dinine, bereketine dokunmayalım. Gıybet etmeyelim, tenkit etmeyelim. Musibeti ikileştirmeyelim. Mızraklarımızı, dolaplarımızı arkadaşımızın kusuru gibi onların şevkini kıracak şekilde başlarına indirmeyelim, yüzlerine çarpmayalım.

Sahillerine , cihetlerine , gayretlerine medar olabilecek güzel şeyler söyleyelim. Düşüncelerimizi alternatif güzel şeyler olarak sunalım ve onların hayatımızda makes bulmasını sağlayalım.

Yorumlar

Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments )