| Ölmeden önce ölmek, (Arapça: Mûtû kable en temûtû ), İslam tasavvufunda ve pek çok ruhsal öğretide merkezi bir yer tutan, biyolojik ölümden önce kişinin nefsini (egosunu) terbiye etmesini ve bencil arzularından vazgeçmesini ifade eden derin bir kavramdır. Bu kavramı daha iyi anlamak için şu başlıklar altında inceleyebiliriz: 1. Nefsin (Egonun) Ölümü Buradaki "ölüm" fiziksel bir yok oluş değil, kişinin "benlik" duygusundan, kibrinden, hırslarından ve dünyevi bağımlılıklarından sıyrılmasıdır. Kişi, kendi iradesini İlahi iradeye teslim ettiğinde, sahte benliği sembolik olarak ölür. 2. Ruhsal Bir Uyanış Tasavvuf düşüncesine göre, insan bu dünyaya geldiğinde bir tür gaflet (uyku) halindedir. Ölmeden önce ölmek, bu uykudan uyanmak ve hakikati henüz hayattayken görmektir. Mevlana'nın dediği gibi: "İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar." Bu öğreti, o uyanışı ölüm gelmeden gerçekleştirmeyi hedefler. 3. Dünyevi Bağlardan Özgürleşmek Kişinin mülkiyet, makam, şöhret gibi geçici değerlere olan aşırı tutkusunu kesmesidir. Elindekileri kaybetmekten korkmayan ve hiçbir şeye "sahip" olmadığını, her şeyin birer "emanet" olduğunu idrak eden kişi, bu sırra yaklaşmış sayılır. Bu Hali Yaşamanın Temel Adımları
Özetle "Ölmeden önce ölmek", aslında yeniden doğmaktır. Kötü huyların ölmesi, yerine güzel ahlakın ve saf bilincin gelmesidir. Korkulacak bir son değil, huzura giden bir yolculuktur. Yunus Emre'nin "ölmeden önce ölmek" sırrını anlattığı meşhur dizeleri: "Severim seni canlar içinde, Canım dahi sende olduktan sonra. Niçin korkayım ölmekten? Ölmeden evvel öldükten sonra." Ölmeden önce ölmek; ölümü korkulacak bir son olmaktan çıkarıp, sevgiliye kavuşma (Şeb-i Arus) haline dönüştürmektir. Kişi hırslarını ve kibrini öldürdüğünde, içinde asla ölmeyecek olan o "ilahi nefes" ile tanışır. İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'nin "ölmeden önce ölmek" sırrına dair en meşhur hikayesi, onun dünya malına karşı kalben ne kadar mesafeli olduğunu, yani nefsini nasıl terbiye ettiğini gösteren "Gemi ve Ticaret" kıssasıdır. Bu hikaye, kişinin başına gelen dünya felaketlerinden etkilenmemesini, yani nefsin dünya bağlarından kopuşunu (sembolik ölümünü) anlatır. İmam-ı Azam ve Kalbin Teslimiyeti
Özetle İmam-ı Azam için ölmeden önce ölmek; "Elin kar payında, kalbin ise Mevlâ'da" olmasıdır. Malı elinde tutmuş ama kalbine sokmamıştır. Kalbe girmeyen dünya malı, o kişi ölmeden önce nefsinin arzularını susturduğu için ona zarar veremez. Fetullah Gülen'in "ölmeden önce ölmek" kavramına yaklaşımı, büyük ölçüde klasik tasavvufi kaynaklara (Gazzâlî, Mevlânâ, Şah-ı Nakşibend gibi) dayanmakla birlikte, bu kavramı modern bir "hizmet" ve "aksiyon" felsefesiyle birleştirir. Onun bu konudaki fikirlerini temel eserleri (özellikle Kalbin Zümrüt Tepeleri serisi) ışığında şu başlıklarla özetleyebiliriz: 1. Nefis Muhasebesi (Sürekli Otodenetim) Gülen için ölmeden önce ölmenin ilk adımı muhasebe dir. Kişinin her gün, hatta her an kendi iç dünyasını sorgulaması, günahlarıyla yüzleşmesi ve nefsini hesaba çekmesidir.
2. Benlikten (Egodan) Vazgeçme Ona göre gerçek "ölüm", kişinin "ben" (ego) duygusundan sıyrılıp "O" (Allah) demesidir.
3. Yaşatma İdeali İçin Yaşamayı Terk Etmek Gülen, bu kavramı diğer pek çok mutasavvıftan farklı olarak sosyal bir boyuta taşır.
Gülen'in Yaklaşımında Temel Kavramlar
Özetle Fetullah Gülen'in düşünce dünyasında "ölmeden önce ölmek"; pasif bir inzivaya çekilmek değil, aksine dünya hırslarından arınmış bir şekilde toplumun ve insanlığın hizmetine koşmaktır. Kendi egosunu öldüren kişinin, topluma hayat verebileceği fikrini savunur. Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Şeyh-i Ekber), "ölmeden önce ölmek" sırrını "İradi Ölüm" ( el-Mevtü'l-İradi ) kavramıyla açıklar. Ona göre bu, bir yok oluş değil, varlığın hakikatine uyanış ve beşerî sıfatlardan sıyrılıp ilahi sıfatlarla ahlaklanma sürecidir. İbnü'l-Arabî'nin bu konudaki derin fikirlerini şu başlıklarla inceleyebiliriz: 1. İradi Ölüm vs. Tabii Ölüm İbnü'l-Arabî iki tür ölümden bahseder. Biyolojik ölüm (tabii ölüm) herkesin başına gelecektir; ancak "iradi ölüm" sadece süluk ehlinin (manevi yolcuların) kendi isteğiyle gerçekleştirdiği bir haldir.
2. Dört Türlü Ölüm (Dört Renk) Şeyh-i Ekber, nefsin tezkiyesi için dört farklı "manevi ölüm" renginden bahseder:
Özetle İbnü'l-Arabî'ye göre ölmeden önce ölmek, "Sen çıkınca aradan, kalır seni Yaratan" sırrına ermektir. Kişi kendi kısıtlı iradesini ve varlık iddiasını bıraktığında, Allah'ın sonsuz kudretiyle iş görmeye başlar. Bu durum, zikirde geçen "Hasbünallāhu ve ni'mel-vekîl" (Allah bize yeter) teslimiyetinin en yüksek mertebesidir. Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments ) |